16 Ekim 2011 Pazar

19 Eylül 2011 Pazartesi

Yastık Adam








Bir süre bu tatlı şeylerin fotoğraftan baskıya gitmek üzere bilgisayarda çizimlerini yaptım.
Yastık adamlara www.yastikadam.com adresinden ulaşarak siparişlerinizi verebilirsiniz.


Basın

Heykel sempozyumunda çalışma alanına yapılan ziyaretlerden bazıları.






Geceli gündüzlü çalıştığım ve tam 1 hafta süren heykel sempozyumu zordu ama keyifli bitti. Yaklaşık 1cm büyüklüğünde, ortalama 50 adet sivri sinek ısırıklarım vardı.





Bahar Yapman




Kolye Tasarımı

Sıcaklarda aklıma gelen Dondurma konseptli kolye tasarımı.

Kontrol Sende

Kontrol Sende yarışması için tasarladığım kostüm tasarımlarından  ilginç bir tanesi.

Mutfak Sanatı

Kolin Otel için yaptığım kabak oyma çalışması.

11 Ağustos 2010 Çarşamba

''Balıklar''


Pişmiş toprak ile suyun teması sırasında toprak renklerinde dogal tonlar oluşturan seramik Balıklar. 

Cennet Bahçesi - Keşan




Bahar Yapman

7-8 Yaş Grubu

                             
     Atölyemizde Ege, Esin ve Beril resim, seramik ve heykel çalışmaları yapıyor.






22 Ocak 2010 Cuma

Yüzler

Üniversite yıllarında yaptığım bir bahçe düzenlemesinin yapım aşaması.

26 Aralık 2009 Cumartesi

Harika Bir Proje


SAROS SUALTI YAPAY RESİF PROJESİ VE DÜNYANIN İLK SUALTI TARİH MÜZESİ PROJESİ BAŞLADI

Beklenen proje sonunda gerçekleşiyor...






23 Aralık 2009 Çarşamba

Moda Tasarım

  2006 yılında yaptıgım bir kaç eskiz


                                               

Benim için zamanını tahmin edemediğim bir süreçte başlayan  ve uzun bir süre etkisinden kurtulmadıgım, her kadının azda olsa içinde barındırdıgı bir tutkudur moda.

Çocukluktan sinyallerini almaya başlarız biz bu tutkunun. Bebeklerimizin çeşit çeşit kıyafetleri olsun isteriz. Hep en güzel ve en son çıkan bebeğe sahip olmak, biraz tadını çıkarınca da yenisini almak isteriz.
Annelerimizin oyuncaklara zarar vermek olarak algıladıgı fakat çocukların, keşfetmek ve denemek ugruna yaptıgı değişimlere, bozmak ve kirletmek adını veririz.

Bebeğin saçları kesilir, elbiseleri deforme edilir veya bir mendil parçası ile yeni kıyafetler oluşturma çabasına girilirdi. Bazen de yüzü karalanır, kolu bacağı koparılır, çıplak bırakılırdı. Bir çogumuz için yıkıcı hareketler de olsa bunlar, bence çocugun yaratıcı gücü ile alakalıdır.

Ben de bu dönemlerde diğer bir çok çocuk gibi bebeklerimle fazla uğraşmışımdır. Önce karalamalar sonra kırpmalar, buldugum bez parçalarını oraya buraya tutturmalar, elimdeki kıyafetler arasında farklı kombinler yaratmalar ve en son olarak elime bir iğne, bir iplik ve bir kumaş parçası alarak sıfırdan yaratmak olmuştu.
Bu da zamanla kendi kıyafetlerime müdehale etmek olarak yer değiştirmişti.

11-12'li yaşlarda, ispanyol paça, turuncu denim kumaştan bir pantalonum vardı. Önce boyumun uzaması sebebi ile pantalonun paçaları kısaltılarak bir şort elde edildi. Sonra kalan geniş kumaş parçaları ile bir mini etek dikmiştim. Şimdi bakıyorum da bence gayet başarılıydım.

Lise yıllarımda yine, sınıfın tembel öğrencilerinden olma sebeplerimden biriydi bu moda tutkusu. Derslerde orayı burayı çiziklemek, kadın giysileri tasarlamak ve dersi dinlememek en çok yaptıgım aktivitelerdendi.


2001 yılı fizik dersinde yaptığım uzayda yaşam adlı bir eskiz.

Fizik hocamız astronomi mezunu, şarapçı bir adamdı, uzayda yaşam adlı bir çalışma için esin kaynağıydı.

Daha sonraları üniversitede bir çok arkadaşıma still danışmalıgı yaparak bu duygumu beslemişimdir. Çocukken de zaten kıyafetler bana sorulmadan hiç bir şekilde evden çıkılmazdı...

                                                                              ***
Yaratmak imkan, yetenek ve teknik isteyen bir iştir fakat kendi güncel hayatımızda yaptıgımız kombinler ve ufak dokunuşlarla bu tutkuyu herkese gösterebilir, paylaşabilir ve yaşatabiliriz.

Bahar Yapman - 2007

21 Aralık 2009 Pazartesi

Mutfak Sanatı

2009 Şubat ayı, Kolin Otel' de yaptıgım bir kabak oyma çalışması.



Ülkemizde çok fazla gelişmiş bir sektör olmasa da, bu işleri yapan sayısız oymacımız bulunmaktadır. Dikkat ediniz ki bu mesleğin asıl adının oymacı yada dekorcu değil Kitchen Artist, yani Mutfak Sanatçısı olması, genel olarak kullanılan hitap şeklinin ise oymacı ya da dekorcu olmasıdır.

Belkide bu mesleğin ülkemizde yeterince gelişememesinin en temel sebeplerinden biri de budur.

Ben bir Kitchen artist olabilir miyim?
Bu soruyu irdelerken, bir çok otel ile bağlantıya geçerek, bir çok ahçı ve dekorcu ile tanışma, sohbet etme ve uygulama yapma imkanı buldum. Durumlar aslında o kadar vahim ki, bunu fark edememek daha da bir acı...

Ayrıca bu memleketten harika işler çıkıyor düşüncesine sahip bir kitle olması, durumu daha da kilit hale getirmekte.

Ülkemizde yapılan uluslararası yarışmalar dahil, ülkemizden zahmet edip yurtdışına yarışmalara giden ahçılarımıza ve dekorcularımıza sesleniyorum;

Otelinizi veya kendi adınızı duyurmak için yaptıgınız çalışmaların bir çoğu içler acısı...

Size Türkiye' de gerçek anlamda hakkıyla isim yapmış sadece birkaç kişi sayabilirim. Fakat bu insanların gelmiş oldukları noktaya ulaşabilmek için geçtiği yolların lekelenmesini de bir ayıp bilirim. Bu ayıbı yapan kişilerin ise zahmet edip katıldıkları yarışmalara, kendi isimleri altında başka sanatçıların eserleri ile katıldıklarını da çekinmeden söyleyebilirm.

Her bir ülkenin kendini diğer ülkelere sanat ve sporla tanıttıgını biliriz. Malesef ki bizim ülkemiz de sanat ve spor kenara atılmış iki cevher gibidir. Zaman ayırılmayan, imkan yaratılmayan ve en önemlisi önemsenmeyen bir yapıdadır. Bu alanlara yönelmiş kişiler ise, dün gece Okan Bayulgen'in de programında söylediği gibi; serseridir onlar...

Konuyu dağıtmamak gerekirse, ülkemiz de turizm sektörü ve bununla doğru orantılı olarak bahsi geçen Kitchen Artist'liğe gereken ilgi ve önem gösterilmemektedir. Bununla ilgili söylenebilecek en güzel söz, eğitimsiz, usta çırak ilişkisi ile yetişmiş bir çok dekorcu ve türevleri ile doludur ülkemiz. Her bir çoğu gelişime kapalı beyinleriyle, bulundukları kompleksler de birşeyler yapmaya çalışsalar da, bu alanda ki gelişimimizi, sanata verilen az değerden dolayı ilerletememekte ve hatta zamanla kaybetmekteyiz.
Bu yollardan geçmiş bazı isimler ise, imkanların yetersizliği ya da emeğinin karşılığını alamadıgından olsa gerek, çoğu kendi kabuğuna çekilerek daha renkli daha farklı kulvarlarda boy göstermekte veya başka alanlara kaymış bir şekilde hayatlarına devam etmekteler.

Günümüz de bir çok eğitim veren kuruluş veya küçük çaplı kurslarda bulunsa da, bunların bir çoğunun ev hanımlarına hitap ettiklerini biliyoruz.

Burada bu gerilikten dolayı birilerini suçlamak istesem de, ucunu nereye dokundursam, kime dokundursam bilemedim.

Asıl konu ve görülmesi gereken sorun şu ki, oteller bu pozisyon için yer açmıyor ve bütçe ayırmıyorlar...  Kullanılabilir, muhteşem bir alan varken, yetenekli ve eğitimli kişiler için tüm kapılar kapalı...

Şimdi size yaşadığım küçük bir hikayeyi anlatmak istiyorum...

Bir görüşmeye gidiyorum. Pozisyon çok ciddi. Önce onları dinliyorum. Duyduklarım çokta şaşırtıcı değil, zamanın da duydugum ve inanmadıgım gibi...

Az da olsa olan umudum, mutfak koridorlarından buram buram kokan yemek kokularıyla birlikte uçup gidiyor...

Bu işlerle ahçı ve yardımcısı ilgileniyormuş. Ha bir de soğukçu diyeceğim, kullandıkları terimi tam hatırlamıyorum, onlar da ilgileniyormuş... Otellerin çoğunluğunda da bu böyleymiş. Yani ayrıca Kitchen Artist diye bir pozisyon yokmuş. Kimin elinden bu iş geliyorsa o veya herhangi biri yapıyormuş işte. Bu alana yönelmiş kişiler bile ekstradan ya ahçı ya da bilmem neyse işte, birşeyler yapmak zorundaymış. Yani sıfırdan ben sadece bu işi yapacağım diye bir sistem yokmuş. (Ülkemiz için geçerliliği olan bir gerçeklik olabilir.)

Yani sanatsal yönü neredeyse sıfır olan, sadece az yetenek gerektiren ya da gerektirmeyen, hatta oyma tekniğini öğrendikten sonra, insanı maymun gibi uyarlayabileceğin, yani bu özgürlüğe dahi sahip, bir meslekmiş bu oymacılık... Sanatta bu olsa gerek ya! Taktir edilesi...
(Oymacılık mutfak sanatının sadece bir bölümüdür.)

Anladıgım bazı büyük oteller elinde ki personelin yetersizliğinden ( işçilik kalitesi veya personel eksiği gibi) olsa gerek, zaman zaman bu işi yapabilecek bir kişi arayışı içine girmektedirler. Fakat sundukları şartlar o kadar yetersizdir ki... Bu pozisyonun değeri sanırım uzun bir zaman daha bilinemeyecek.

Adam diyor ki, sanat okumuş olsun, mümkünse heykeltraş olsun, gelsin burda çatır çutur oysun!
Turizm sektörüne yeni girmiş olan bir vasıfsız işçinin, ilk yılda aldıgı parayla aynı parayı alsın.
Yanın da bir de ek iş yapsın, aldıgı paranın hakkını versin. Örneğin kahvaltı grubuna dahil olsun, peynir dizsin, tabak koysun.. Yok yok standların dekorunu da yapsın, peçete dizsin, örtü örtsün, falan filan... Arada da dekor yaparsa, tamam! OLAAA laaa..!
Naptın kardeşim sen yaa :)